17 Mayıs 2012 Perşembe

SEVİMSİZ MÜŞTAK


okuduğum kitap budur. bitmedi 200 lü sayfalarındayım. Ahmet Ümit ile ilk Bab-ı Esrar ile tanışıp , tanışıklığı samimi olma raddesine getirdim. Okumadığım bir kaç kitabı kaldı , onlarıda vakti geldikçe okuyorum. Son kitabı çıktığında çok heyacanlandım . Eşim sürpriz yapıp hem bu kitabı, hem Haruki Murakami' nin  1Q84 
kitabını almış. Murakami için biraz bekleyeceğim , yarım kitaplarım . ruh durumum bla bla .
Hadi dedim Sultanı Öldürmek'le başlayalım, yok anam okuyorum da sadece okumayı sevdiğimden , nasıl bir karakter yaratmışsa  Sn. Ümit,  sıkıyor insanı, üstelik bir parmak bal çalar gibi 2 satırda Komiser Nevzat'ı es geçiyor. Ama bitecek biliyorum, hızı her zamanki okuma hızımdan biraz daha uzun sürecek.
Dün sabah işe gelirken bir afis çarptı gözüme " yazarlar  İzmir için okuyor" Konak Belediyesi'nin etkinliği 16 Mayıs saat 18.00 'de. Üstelik evimin çok yakınındaki bir Kültür Merkezinde saat 18.00 işten çıkma saatim ama dedim ki kalabalık falansa ayakta  dinlerim . 18.15 de Kültür Merkezindeydim , başlamış söyleşi ve hiç  kalabalık değildi  , hatta en önde oturdum.

Ahmet Ümit'i canlı görmekten hoşlandım. Sıradan , komik , samimi görünmekte. Söyleşi yaklaşık 1 saat kadar sürdü. Kitaplarını imzalamaya başladı. ben de sıraya girdim.
Sıra bana geldi ki
muhabbete başladım (severim konuşmayı ben)
Benim için kitaplarınızı sıralarsam , 1. sıraya bab-ı esrar'yerleştiririm 2. sıraya İstanbul Hatırasını ama bu kitap sanıyorum sıranın çok altında olacak dedim kendisine (valla dangalak desin isterse). Karakteriniz çok sünepe olduğu için kitabı sevmedim , dedim mi dedim.

Artık okuyucusunu kırmasın mı , kibarlığı elden bırakmamak için mi bilmiyorum , kocaman gülümseyerek
bakış açısı ve zevk meselesi gibi bir şeyler geveledi.



4 Mayıs 2012 Cuma

BAHAR BAYRAMI

Gül ağacı gerek bana yarın büyük dileklerim var. 
En çok daha iyi bir insan olmayı dileyeceğim  
ve dahi iyi bir insanın annesi ve eşi olmayı.
Belki biraz da para ama 
en çook huzur istiyorum, 
yalansız dünya 
birde daha çok kitap okuma fırsatı,
daha çok güzel ve iyi insanlarla karşılaşmayı. 
Ben bahar bayramından çok ümitliyim.


3 Mayıs 2012 Perşembe

SÜT MEVZUSU

Deniz önce eve bir formla geldi.
Çok ulu devletimiz , çocuklarımıza süt veresilermiş ki, çocukların gelişimine katkıda  bulunasılarmış. pehh .
Formu güzelce doldurdum,
süt alerjisi var mı? yok
peynir yer mi? evet
yoğurt yer mi? evet
çocuğunuza devlet süt versinmi HAYIIR.
Sınıfta sadece biz istemeyiz  demişiz.
Deniz kendini kötü hissedeceğini söyledi, arkadaşları içerken o içmezse .
Bir güzel açıkladım kendisine neden istemediğimi ki dünde gördük sosyal medya üzerinde neler olduğunu, çocukların zehirlendiği, ulu devletin ulu bakanında "laktoz alerjisi" kanaatine varıldığını beyan etti.
Deli anne olmadım hiç ama , Deniz'e dedim ya o sütün içine bir şey karıştırırlar da seni geri zekalı yaparlarsa. Dedim bunu dedim vallah da dedim billah da dedim.
Her sabah içirip gönderiyorum ben zaten 1 bardak günlük süt, bol yoğurt ve lor yediriyorum.
Bu ülke marshall yardımlarını da gördü zamanında, süttozu margarin diyeti ödüyoruz hala.
Şimdide 200  mlitrelik ne idüğü belli olmayan  süte diyet ödettirmesinler .



16 Nisan 2012 Pazartesi

YARİM İSTANBUL'U MESKEN EDİNMİŞ


Türküyü  İstanbul'da Üsküdar'dan Eminönü'ne vapurla geçerken eşimden telefondan , dinliyordum,nazlanarak,
kocaman gülümseyerek.Ne zaman ki vapurdan inip , kalacağım yere gideceğim otobüsü beklerken, montumun sırtımdan giren suların pantolonum dan aşağıya süzülmesine kadar  , yağmurun kirpiklerimi ve gözlerimi acıtması esnasında iç sesim eşimle konuştu (telefonu bulup konuşacak durumda olmadığımdan) "yarin İstanbul'u ölse de mesken edinmez,edinemez" ..................
Kızkardeşe ev tutmak için gidilmiş hepi topu 1,5 günlük İstanbul seyahati için en kötü haftayı mı seçtim yoksa acaip bir bereket mi götürdüm yanıbaşımda bilmiyorum ama (birde dönüşte 3 saat 15 dakika Atatürk Hava limanında uçak içinde beklediğimden 19.00 da olmam gereken İzmir'de 22.00 de olmamı düşünmek bile istemiyorum)
Oysa ne planlanlarım vardı cumartesi gecesi için belki Cumhuriyet' te belki muhabbeti güzel olan bir mekanda üstelik Deniz'i babasıyla İzmir'de bırakmışken ve dahi 40. yaşımı bitirirken kısmet mi kader mi bilemiyorum.

Aslında bu post yazılmayacaktı ki hala beni okumaya devam eden varsa mesken edinemeyeceğim şehirde yaşayıp bilmeyen varsa ve oraya gidecek varsa bir müzeden bahsedeceğim lütfen gidin diyerek. İş Bankasını ücretsiz müzesi biz üç kızkardeş Mısır Çarşından Cağaloğlu' na yürüyerek tırmanırken farkettik(umarım doğru yazıyorumdur) www.muze.isbank.com.tr sitesi budur,adresi iletişimden bulabilirsiniz. Görevlileri çok şeker üst kat bankacılık ile ilgili dökümanlarla kaplı, giriş katı şişecam ve camın tarihiyle ilgili ve bizi en çok güldüren eğlendiren ve korkutan alt katı kasaların olduğu bölüm. Kasaları görmekten korkmadık tabii ki Işık Yolu diye yaptıkları bölümde  vücudumuzun  üzerinde şifrelerin döndüğünü  ve arkada sürekli bağıran sirenlerin olduğunu gördüğümüz dendi korkuyla karışık eğlencemiz. Lafın kısası  gidebilen lütfen gitsin.

Biz mi bu arada evi tutamadık, ama hangi bölgede tutulacağına karar verdik . Mayıs sonuna kadar vaktimiz var.
Mayıs ta bir seyahat daha görünüyor mesken edinmeyeceğim şehre. Bu sefer Deniz'i de götüreceğim , tabiki İş bankası müzesine de kızımla birlikte gideceğim.Birde Karaköy' de kahve içmeyeceğim.İnsaf yahu 3 türk kahvesine 24 tl verip birde cafenin şifreyle girilen tuvaletini kullanmayacığım.


8 Mart 2012 Perşembe

EMEKÇİ KADINLAR


insan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin . Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin . Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın. ‘’   MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

28 Şubat 2012 Salı

Çikolatalı Krep ve Demleme Çay

ne zaman ki  leylakdali ndaki  krepleri  gördüm ,önce kendime sade ama bolca nutella sürülmüş bir krep  yapıp yedim ardından da  kitabı okumaya başladım.  Kitap,bende uyuyan ki bir daha hiç uyanmayacağını zannetiğim anılarımı gün yüzüne çıkardı.
Tıpkı yazarının söylediği gibi " Kim bilir, belki de hayat bitmemiş hikayelere hiç nokta koymuyordur...."
Şimdi ben sevgili Emi'ye yazmak üzereyim, kendisine teşekkür mü ederim anılarımı canlandırıp eski günleri yad ettiğim için yoksa kırgın mı olurum bilmiyorum.

27 Şubat 2012 Pazartesi

KİTAPLAR

Barış Bıçakçı ile tanışmam laleninbahcesi  sayesinde oldu. Hoş kendisini keşfettiğimden beri  hangi kitabı yada yazarı tavsiye etmişse çoğunu severek okuyorum. Kitap Ankara panoroması sunmuş ancak 40 yıllık hayatımda sadece 12 saat gördüğüm bir şehir olduğundan ben kahramanların dünyasında zevkli bir seyahat ettim. Kitabın tam ortasındayken kızkardeşim ile filmide izledik. Tabiki film kesinlikle kitapla aynı duyguyu verememiş hatta kızkardeşim bazı sahneleri anlayamadı, kitabı okumaya karar verdi. Sırada Sinek Isırıklarının Müellifi okunmayı bekliyor.