Grange'nin bir önceki kitabı Koloni'yi okuyup yorum yazdığımda en az iki yıl beklemek gerekir demiştim. Ama bir sürpriz oldu ve yeni kitabı çıktı. Koloni vasattı ama bu kitabı beğendim hatta yazarın daha önce "Siyah Kan" kitabını çok beğenmiştim, aynı ayardaydı.Ben yine heyacanla sonunu öğrenmeliyim ama yavaşta okumalıyım ki çabuk bitmesin modunda bitirdim. Pek beğendim.
"Sen ormanın içinde değilsin, orman senin içinde"
27 Temmuz 2010 Salı
22 Temmuz 2010 Perşembe
YAĞMURUN BİLE BÖYLE KÜÇÜK ELLERİ YOKTU

Deniz minicik bir bebekken ninni yerine ona karga sesimle bunu söylerdim.
Denizkızım enteresan bir şekilde Yeni Türkü hastasıdır. Çok olmasada bazı şarkılarını ezbere bilir.
Akşam Deniz'de en az benim kadar eğlendi. Ben çook gençlik günlerimi anımsadım,
sağolasın İzmir Büyükşehir Belediyesi.
19 Temmuz 2010 Pazartesi
BALKONUMDA YAZ YEMEKLERİ ŞENLİĞİ
Balkonumdan görünen ıhlamur ağaçları, Denizkızıma hemen bir scoter aldık , aklına estikçe bahçeye inip,kullanıyor.
Hafta sonu bol bol yemekler yaptım. Gelenimiz gidenimiz hiç eksik olmadı. Bu durumdan inanılmaz hoşnudum, kendimi çok zengin hissediyorum. İnsanın bir de pazarı Cuma günleri kapısının önünde kurulunca alışveriş parayla ama keyif paha biçilemez oluyor.
KARIŞIK DOLMA
1/2 Kg minnacık dolmalık biber
1 Kg ufak tefek patlıcan
Her parça sebze için 1 yemek kaşığı pirinç
3 tane kocaman domates
birer bağ taze nane , maydanoz
1 koca kafa soğan
biraz kaçırılmış zeytinyağ
ağız tadına göre karabiber, tuz.
Ben dolmalarımı çiğden doldurur fırında pişiririm. Fırına ilk attığımda dolmaların üzerini başka bir tepsiyle örter(1 su bardağı su koyarım), pirinçler buharla pişip, yumuşayınca tepsiyi kaldırır birazda üstü açık olarak bırakırım fırında. Tanıdıklar, yiyenler dolmamı beğenirler. (Ama Denizkızım yemez...)
ZEYTİNYAĞLI SEMİZOTU
Eğer pazara eşim gittiyse semizotu almadan gelmez amma yemeğinide yemez . Onun için semizotunun yaprakları temizlenip kenarıya konur bol yoğurtlu salatası yapılır, sapları da bana yemek olur.
Soğan, biber(genellikle acı),sarmısak,domates, ayıklanıp temizlenmiş semizotu,zeytinyağı hepsi çiğden ocağa konur kendi suyu ile birlikte kısık ateşte pişirilir.
TAZE BARBUNYA
Deniz Doksan'ın en çok sevdiği yemekler listesinde neredeyse ilk sırada yer alır(Sarma ile çekişmelidir)
1 Kg Barbunya mümkünseDenizkızına temizlettirilmiş
1 kocabaş sovan*
3 kocaman domates (Bu arada hesap ettim haftada 8 kg domates tüketiyoruz )
Zeytinyağı (Ben bunudu biraz kaçırıyorum)
Barbunya temizlendikten sonra haşlanıp, kara suyu atılır. Soğan karamelize edildikten sonra domatesler öldürülür barbunya ve yeterince su konup, önce harlı ateşte sonra kısık ateşte pişirilir.
Deniz yemekten sonra bana "ellerine sağlık,ellerin papatya koksun" der.
16 Temmuz 2010 Cuma
DÜŞLER SOKAĞI

Dün Akşam Ezginin Günlüğü Şehrimizdeydi. Deniz ile birlik gittik konsere ,babamız çalıştığı için katılamadı bize.
Deniz ısrarla Ebruli adlı şarkılarını bekledi, ancak Deniz'in ve benim çok yorgun olmamız nedeniyle ancak 1 saat kalabildik konserde.
Deniz'in olmasa bile benim en sevdiğim şarkılarını dinledik.
30 Haziran 2010 Çarşamba
AYŞEGÜL TELAŞEDE

En son Deniz'in doğumgününü kayda geçirmişim. Oysa bir blogum yokken blog açıp hergün güncellemeyi hayal etmiştim hatta "kimse okumazsa ben okurum" diye başlamıştım bu işe.
Kendime söz veriyorum burada daha sık güncelleme yapacağım.
Deniz'in doğumgününden sonra kızkardeş-görümcem büyük bir operasyon geçirdi , kalçasına protez takıldı. Görümceyi o halde gören Ayşegül kemiklerine daha iyi davranmayı öğrenmeli, kalsiyumu fazla yiyecek ve içecekler tüketmeli düsturu oluşturdu, en çok Deniz'e bunu öğretmeli dedi. (Deniz'i yeni doğurduğumda evdeyken sürekli Gülüm süt fabrikası durumundayken televizyonu açardım ve Emel Başdoğan çok güzel bir program yapardı Tefalli Lezzetler gibi bir adı vardı. Kemik erimesi ile ilgili bir konuğu kadınların en çok 11 - 24 yaşları arasında yeter miktarda yiyecek ve içecekle aldıkları kalsiyumun vücutta depo yaptığını söylemişti) Deniz'e sık sık bunu hatırlatırım.
Araya bir 3 günlük Bodrum tatili sıkıştırdık çekirdek ADA ailesi olarak. Bodrum galiba en pahalı turistik ilçe 500 ml suya da 1.25 Lira vermek içime oturdu doğrusu. Dondurma, tost , kahve fiyatlarını söylemiyorum bile üstelik gittiğin her yanda sevimsiz ve asık suratlı servis elemanlarını da es geçiyorum. Tatil dönüşü Deniz'in düşmeyen 40C ateşi,benim işe geri gelmek zorunda olmam ve Pazar günü yeni bir eve taşınacak olmam gibi konularda konuşmak istemiyor olmamda hayatın gerçeği.
Deniz'in okulunu değiştirmek istememle birlikte hemen Fevzi Çakmak İ.Ö okulunun yanında bir ev buldum. Üstelik yeni evimize geçince Deniz'in yıllardır balkon bekleyen bisikleti artık kullanıma geçecek. Yeni tuttuğumuz evimizdeki apartmanın bir bahçesi var, üstelik bahçede ıhlamur ağaçları var veeeee apartmanın arka tarafında istersem ekim yapabileceğim küçük bir alan bile var. Bir taşınayım hepsini fotoğraflayıp ekleyeceğim. Ev ayrıca bir çıkmaz sokakta Deniz istediği kadar bisikletinle gezebilir.
Birde yazarken aklıma geliverdi NTV'de bir program var Tuncel Kurtiz ve arkadaşları Perşembe günleri ve pazar tekrar bölümleri yayınlanıyor. Biz ailecek izleyip çok beğeniyoruz. Herkes izlesin derim ben Kazdağlarında Zeytinbağında çekimleri yapılıyor. İçimdeki sesle konuşuyorum programı seyrederken , ihtiyarladığımda bende oralarda yaşıyor olacağım. Olur değilmi birgün?
Aşk-ı Memnu kitabını bitirdim. Arkasından Ahmet Ümit'in İstanbul Hatırası kitabını bitirdim. Kitap İstanbul'un tarihini , istanbula aşık bir adamın gözüyle anlatmış . Seviyorum ben o adamı, tanısa oda beni severdi ayrı konu.
**Resim Google görsellerden.
23 Mayıs 2010 Pazar
23 Mayıs
7 Mayıs 2010 Cuma
KENT SENFONİ ORKESTRASI

23 Nisan akşamı Kent Orkestrasının çocuk bayramı şenliğine gitmiştik Deniz ve kızkardeşim ile,
önce çocuk korosu arkasından da Kent Orkestrası solistleri güzel bir şölen sunmuşlardı.
Tenor Aydın Uştuk bizi 6 mayıs ta yeniden davet etmişti.
E davete icap etmemek ayıp olurdu değil mi? konser eşimin izin gününe denk gelince , Deniz'i okuldan alıp benim yanıma geldiler. Kızkardeş iş yerinden geldi. Yemeğimizi yedik. Keyifli bir akşam geçirdik.
Orkestra Şefi Sn. Hüseyin Çebi elinde kocaman bir Atatürk fotoğrafıyla başlıyor konserine (Hüseyin Çebi hastayız). Sıradışı bir şef, konuşma aralarında sürekli Laiklikten , çağdaşlıktan bahsediyor ve ATATÜRK aşkından, Aydın Uştuk evinde misafirlerine aryalar söyleyen bir tenor hissi uyandırıyor üstelik yüzünde daima içten bir gülümsemeyle, Sedat Yüce coşturuyor ve bu güzel organizasyonlar ücretsiz.
Güzel bir şehirde yaşıyorsun, hıdırellezin güzel geçiyor çoluğun çocuğun yanında e bundan iyisi şamda kayısı ...............
**Afiş izmirde yaşam sitesinden eklenmiştir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
